30 Aralık 2014 Salı

2015


    Yarın vakit ayıramam diye şimdiden yazmak istedim. 2015 hepimize,ülkemize tüm insanlığa vicdanı getirsin.  Vicdan olursa insanoğlunda sağlık,huzur,mutluluk,bereket de gelir...YENİ YILIMIZ KUTLU MUTLU OLSUN...



25 Aralık 2014 Perşembe

Küçük Bir Hafta Sonu Gezisi

     Herkese Merhabalar, kışın artık iyiden iyiye yüzünü gösterdiği şu günlerde çoğumuz - her ne kadar Adana sıcak memleket sayılsa da- dışarıdaki işlerimizi halledip evlerimize dönmenin peşine düşüyoruz genelde. Güneş azıcık yüzünü gösterdiğinde ise hepimiz sokaklarla olan özlemimizi gideriyoruz. Geçtiğimiz bir cumartesi (hangisi hatırlamıyorum : ) havanın güzelliğini fırsat bilip biz de üç arkadaş Eski Adana'ya yani çarşıya gitmeye karar verdik. Amacımız arkadaşımızın babası için alış veriş yapmak, ucuzluk mağazalarına falan bakmak,bulursak ucuz bir şeyler almaktı. Bilirsiniz çarşı içinde araba park etmek meseledir. Biz de sırf bu yüzden aracımızı bir otoparka koymaya karar verdik ve öyle de yaptık. Otoparkın bitişiği Bebekli Kilise idi. Ben bu kiliseyi hiç görmediğimi söyleyince, diğer arkadaşlarımın da benden farksız olduğunu gördüm :). Ve kiliseyi ziyaret etmeye karar verip, daldık kapısından içeri. Kilisenin girişinde üstte Meryem Ana heykeli var, heykel bebeğe benzediği için Bebekli Kilise deniyormuş. Kilisenin içinde bol bol resim var, Hristiyanlığın nasıl doğduğu ve yayıldığını anlatan bir sürü tablo var. Onlara bakarken kendimi resim sergisini gezer gibi hissettim. Kilisenin bahçesi ve içerisi son derece bakımlı ve temiz. Tarihi eser olarak düşünüldüğünde Adana içinde görülebilir bir mekan derim size.  Çektiğimiz fotoğraflardan bir demet efendim sizler için. 





24 Aralık 2014 Çarşamba

Akşam Akşam Kısır

     Günaydıııın. Çalışanlara hayırlı işler, Allah rızk bereket versin inşallah, evdekilere kolay gelsin,yaptığınız yemekler bal şeker olsun inşallah :) 
           Bu aralar kendimi o kadar yorgun hissediyorum ki , vücudumda ağrımayan nokta yok. Her tarafım karıncalanıyor yorgunluktan. Anemi hastası olduğum için her ay vurulmam gereken iğnemi iki aydır yaptıramıyorum tembellikten. Dilerim bu yorgunluk bundan kaynaklıdır. Bu arada aranızda anemi olduğunu bilmeyenler var ise bilsin ki sebepsiz yorgunluğun en büyük sebebidir anemi. Zihniniz size sürekli hafıza oyunları oynar, onu aldım mı ,bunu verdim mi ,acaba ne yedim, ne pişirdim gibi olursunuz. Geceleri uykusuzluktan geberir, sabahları zamanında ve dinç kalkamazsınız. Göz altlarınız genelde mordur. Anemi had safhada sinir bozukluğu yapar. Neden bu kadar yorgunum diye ağladığım günleri bilirim. Kan aldığım zaman kendimi superman gibi hissediyorum. İğne doping gibi geliyor. Neyse Allah beterinden korusun. Ne anlatacaktım nereye geldim :). Tembellikten olsa gerek akşamları için de yemek yapasım gelmiyor bir türlü. Tabi bende bu hafta tembellik tavan yapınca yemek işleri Özge'ye kaldı. O da sağ olsun dün akşam için kısır yaptı. Uzun süredir yemediğim kadar güzel diyorum başka da bir şey demiyorum :) Kısırı biz afiyetle yedik size de fotoğraflarını getirdim. 
          Evinizden sağlık , huzur,mutluluk eksik olmasın. 



22 Aralık 2014 Pazartesi

Dostlar Candır

     Herkese merhabalar. Geçtiğimiz haftasonu en sevdiklerimle kızlar partisi düzenledik canım arkadaşım,dostum Y.nin evinde. Masamız kallavi, keyfimiz gıcırdı :) Toplamda dört kişiydik. Güzeller güzeli canım kızım,ben ve vazgeçilmez iki dostum. Sohbetimiz kimi zaman hüzünlü,kimi zaman ciddi, kimi zaman da kahkahalar eşliğinde yol aldı. Evimizin küçüğü M. ergen ergen konuşmalarıyla hepimizi kırdı geçirdi. Lafı kısa tutup fotoğrafları paylaşmak istiyorum. Allah herkese böyle dostluklar nasip etsin. İyi Akşamlar :) 


18 Aralık 2014 Perşembe

Çalışsan Bir Dert Çalışmasan Bir Dert

     Bugün bir kez daha anladım ki insanın mutlaka bir güvencesi olmalı. Bazen o kadar çok yoruluyorum ki çantamı alıp kapıyı çarpıp ÇALIŞMIYORUM demek istiyorum, tabi olmuyor. Bu olamayan durum beni daha da yoruyor. Sonra düşünüyorum çalışmalıyım kendim için değilse bile kızım için çalışmalıyım. Hiç çekilmeyecek kaprisleri çekmeliyim. Hiç yutmamam gereken lafları yutmalıyım. Her şeyin bir zamanı var , beklemeliyim. Şimdi değil zamanı gelince demeliyim....Haksızlığa uğrasam da, işimin hangi parçasında olduğunu kestiremediğim abuk subuk işleri yapsam da susmalı ve beklemeliyim. Bazen kendime o kadar çok kızıyorum ki niye kenarda üç beş kuruşum yok diye. Ama sadece yaşayacak kadar kazanınca kenardaki üç beş kuruş hayal oluyor tabi.
     Başka şehirleri çok bilmiyorum ama Adana'da maaşlar yaşam standardının çok çok altında. Yaptığınız işin karşılığını kesinlikle alamıyorsunuz. Maaşınız ve pozisyonunuz ne olursa olsun özlük haklarınız asgari olarak veriliyor. İş olanakları çok sınırlı. Çalışma şartları berbat. Patronlar ne istiyorsa o oluyor. Ne kadar büyük bir firmada çalıştığınızın bir önemi yok. Onlar ne istiyorsa o oluyor.Kısacası modern köle gibisiniz. İnsan bir süre sonra aldığı maaşı da bir kenara bırakıyor. Birazcık "insanlık" bekliyor. O da olmayınca işte benim gibi suratı beş karış evinde oturuyor....

MOBBİNG  BİR SUÇTUR!

17 Aralık 2014 Çarşamba

Yavrusu Pişirdi Annesi Yedi :)

 
     Herkese merhabalar. Haftanın ortasına gelmenin vermiş olduğu mutluluk var üzerimde. Bazen kendimi Pollyanna gibi hissediyorum. Kendi kendime gıcık oluyorum bir yandan bir yandan da bu kafa iyi böyle devam et diyorum. Hayat o kadar saçma sapan olaylar,insanlar,durumlar çıkarıyor ki karşımıza, haftanın ortasına geldik diye sevinirken buluyoruz kendimizi işte böyle :)))
     Bu pazar M. Hanıma makarna yapmasını öğrettim. Klasik bir pazar gezmesinden sonra evimize döndüğümüzde fırının üzerindeki makarnayı görünce "Anne makarna mı yicez?" sorusu üzerine kıyamadığım çocuğuma makarna nasıl pişirilir öğrettim. Ben sadece dış ses olarak yer aldım bu tarifte. Elimi hiç bir şeye sürmedim. İlk denemesine rağmen gayet başarılı buldum.
     Sofradan kalkarken "lütfen bunu bloguna ekleyip benim yaptığımı söyler misin?" deyince sizinle paylaşmaya karar verdim.

   

Sadece sosun tarifini  vermek istiyorum. Yarım su bardağından biraz fazla domates püresi, Bir kaşık domates salçası,Bir tutam dere otu, Bir dal yeşil sarımsak,Bir çorba kaşığı kadar zeytinyağı,tuz. Domates püresini küçük bir tencerede kaynamaya bırakıyoruz. Azıcık suyunu çekince , salçasını ekleyip karıştırıyoruz bu arada yağı da eklemeyi unutmayın. İçine sarımsağı ince ince kıyıyoruz, en son tuzunu ekleyip şöyle bir çevirip altını kapatıyoruz. Dere otunu ince ince dilimliyoruz ve tencereye ekleyip bir kez karıştırıp bırakıyoruz. Böyle yapınca daha diri kalıyor içinde ot. Normalde makarnaların üzerine servis edilebilen bir sos. Ama küçük hanım tüm tencereye eklemeyi tercih etti. Biz de öyle yedik :)


16 Aralık 2014 Salı

Ben Seni Sevdim mi?

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim bozbulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim ya, ne haber?
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Çok severim bu şiiri...


13 Aralık 2014 Cumartesi

Haftasonu Lezzetleri

     Merhaba herkeslere çook güzel bir hafta sonu geçirin inşallah :)
Hafta sonu genelde kalabalık bir misafir grubunuz olursa sizi yemek derdinden kurtaracak bir tarif vermeye geldim.
Et Tavası
Davul Fırınların tepsi ölçüsüne göre vereceğim tarifi.
1 kilo kuzu kuş başı
Yarım kilo kuzu kaburga (ortadan ikiye böldürün)
250 gram kuyruk yağı
İki kilo civarında domates
2 baş sarımsak
5-6 tane sivri biber
Bir kaşık biber salçası
İsteğe göre kekik,pul biber
yarım çay bardağı zeytin yağı

Tarifi :
Domatesleri soyup küp küp doğruyoruz. Biberleri çok da küçük olmayacak şekilde dilimliyoruz. Sarımsakları soyuyoruz. Kuyruk yağını küçük küçük tike olacak şekilde doğruyoruz. isterseniz kıyma şeklinde de çektirip kullanabilirsiniz. Tüm eti ve kuyruk yağını tepsi içine alıp zeytin yağını üstüne döküyoruz. Elimizle yağı tüm ete yediriyoruz. Daha sonra salçayla tüm eti avcarlıyoruz. Üzerine domatesi ve biberi ekleyip tepsiye eşit şekilde yayıyoruz. En son sarımsakları tepsiye gelişi güzel dağıtıyoruz. Ben hiç tuz koymuyorum salça zaten tuzlu ve eti sertleştirmesin istiyorum. Biz hiç baharat eklememiştik en son yaptığımızda. İçimizde baharat yemeyen bir arkadaşımız vardı. Ama hafif bir kekik tepsideki tadı katmerler. Üzerine alüminyum folyo kaplayıp bir kaç yerinden deliyoruz. Fırına yollarken fırıncıyı tembihliyoruz. Tava piştikten sonra fırından çıkarmadan 15 dakika önce folyoyu çıkarttırıp Tavanın üstünü kızartmasını istiyoruz. (Bizim folyomuz yoktu ondan biraz yanık duruyor resimde ama tadının dille izahı yoktu :) )
Afiyet olsun efendimmm
Hoşçakalın


12 Aralık 2014 Cuma

Dertleşelim mi?

     Herkese mutlu haftasonları diliyorumm. İyi kötü geçen bir haftadan sonra çok şükür haftasonu geldi. O kadar kızdığım şeyler oldu ki bu hafta,şükür cumartesi geldi diyorum. 
     Canımı sıkan olaylardan biriyle ilgili detay vermek istiyorum. Aslında bir nevi dertleşme postu gibi bir yazı olacak bu. Bir arkadaşımın eşi canımı çok sıktı. Evimin düzeni ile ilgili bir cümle dizisi kurdu. Ve bunu işyerimde yaptığı için bir an önce konu kapansın diye pek oralı olmamış gibi davrandım. Amma bu iş burada bitmedi benim için tabi. Bu işi bu hafta sonu çözeceğim. İnsanlar niye sınırlarını bilmezler hiç anlamış değilim. Üstelik böyle bir duruma hiç meyil veren biri olmamama rağmen bu nasıl olur diye kendimi yeyip duruyorum.Veee şöyle bir sonuca eriyorum: Senin sınırlarını görmeyenler için o sınırları o insanların gözüne sokacaksın. Sokacaksın ki hadlerini, duracakları yeri bilecekler. 
  Ben insanlara anlatmadıkları sürece soru sormam. Anlattıklarının üzerinden de soru sormam. Yargılamam,anlattığı kadarıyla,kendini gösterdiği kadarıyla kafamda bir yere oturturum. Çok soru soran insanları da sevmem,sevemem. Hayatımla ilgili de çok soru sorulduğunda ikinci cümlemde sınırımı belli ederim.Ama bu hatun sorular zincirinin ardından aldığı usturuplu cevapları anlamadı bile!!!! Bu kadar olabilir mi bir insan acaba dedim içimden. 
   İşte tam da bu sebepler yüzünden yarın bu işi çözeceğim. Onun bana sorduğu soruları ben de ona soracağım. Bakalım nasıl cevaplayacak. 
     Hepinize iyi akşamlar. 
      
     

11 Aralık 2014 Perşembe

Gözü Aç İnsan

     Günaydın herkeslere.Düşünce fukaralarından haz etmem demiştim ya dün itibariyle birde gözü aç insanları sevmediğimi hatırladım birden. Başkasının artığını kar sayan ,aç gözlülüğünün tamamen bencilliğinden geldiğini görmeyip isteklerine istediği gibi yanıtlar alamayınca karşısındakini bencil sayan insanları da sevmiyorum.
     Karar verdim nerede ve nasıl olursa olsun sevmediğim tipleri etrafımda bulundurmayacağım artık. Onlara sadece kuru kuru yapacakları işi söylemekle yetineceğim. Hayatımdaki yerleri sadece bu olacak.
     Siz de yapın bakın görün ne malzemeler çıkacak bu olaydan!
   

10 Aralık 2014 Çarşamba

Düşünce Fukarası

   
      Sevmiyorum arkadaşım düşünce fukarası insanları. Annem babam olsa sevmem. Bir laf ederken, bir cümle kurarken bir düşüneceksin, ölçüp biçeceksin. Karşımdaki insan ne hisseder diyeceksin, haddimi aşıyor muyum diyeceksin. Kendilerine gelince le - le başkasına gelince lo- lo insanları sevmiyorum ben. O an hadlerini bildiremiyorsam da hiç ertelemeden gerekeni yapıyorum ve çooook seviyorum bu huyumu. Şimdilerde var etrafımda bir tane böylesi. Yakındır bir çarparım onu uzun süre kıpırdayamaz olduğu yerden. 


Akıllı söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler

3 Aralık 2014 Çarşamba

Cilt Bakımı

   Gününüz aydın olsunn :) Herkese keyifli bir gün diliyorum. Bugün cilt bakımı üzerine bir şeyler yazmak istiyorum. Ergenlikten itibaren tüm bayanların mutlaka en az bir kere denediği doğal cilt bakımı kürleri,evde yapılmış maske denemeleri,etraftan duyup uyguladıkları karışımlar vardır.Kiminden fayda görürüz kimi bir halta yaramaz :) 
    Ben artık evde maske yapmaktan , oradan buradan tarif toplamaktan ya da güzellik salonları gidip bir sürü paralar harcamaktan vazgeçtim. Yıllardır yaptığım bir şey var. Yemek  veya salata yaparken kullandığım malzemelerden faydalanıyorum arkadaşlar :). Salatalığın kabuklarını yüzüme sürüyorum. 10-15 dk kadar sonra yüzümü normal suyla yıkayıp temiz bir havluyla kuruluyorum. Salatalık cildi nemlendirip canlılık veriyor. Patates ile işim varsa gözlerimin üzerine koyup 10 dk falan bekletip yüzümü yıkıyorum. Patates göz altı morluklarıma iyi geliyor. Çay demlemişsem çay poşetlerini asla atmıyor gözlerimin üzerine koyuyorum , onu da 10 dk kadar bekletiyor sonra yüzümü yıkıyorum. Bu kür göz altı torbalarını indiriyor. Bunları aklıma geldikçe yapıyorum ama istisnasız yaptığım bir şey var ki kızımın ergenlik sivilcelerini doğal yolla çözebilen tek şey bu oldu: Kantaron Yağı. Yüzümü her akşam temizledikten sonra , bir pamuk yardımıyla kantaronu tüm cildime yayıyorum. Tabi kızıma da aynısını yapıyoruz. Öyle de yatıyoruz. Sabah kalktığımızda yüzümüzü ılık suyla yıkayıp güne hazır oluyoruz. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle bu kürü yapmaya başladık. Şimdi hergün ona bu tavsiyesi için dua ediyorum. Kızımın cildi % 90 oranında düzeldi. Abur cuburun tamamını kesmeyi başarabilirse yüzü tertemiz olacak. Bizim kullandığımız kantaron yağı kırmızı tonlarında. Aynı zamanda da içilebiliyor. Mide rahatsızlığınız var ise her sabah aç karnına bir çorba kaşığı içmenizi tavsiye ederim. Yıllardır çektiğim mide ağrılarından kantaron sayesinde kurtuldum. 

(Fotoğraflar internetten alınmıştır)

Tekrar görüşmek dileğiyle ağzınızın tadı hiç bozulmasın hoşçakalın :) 

Süt ve Elma Topları

    Herkese neşe ve sağlık dolu bir gün diliyorum. Allah hepimizin rızkını bereketlendirsin. Dün akşam haftanın ilk iş günü biter bitmez "ohh çok şükür bugün de bitti" deyip evime geldim. Akşam yemeğimizi yedikten sonra kendimize küçük bir atıştırmalık hazırladık. Bir süredir bizimle kalan Özge "Biz neden süt içmiyoruz?" şeklinde bir soru sorunca bu akşam içimizi ısıtacak içeceğimizi bulmuş olduk. Yanına da dün hazırladığım elma toplarını da ekleyince oohh deymeyin mis keyfimize :) . İnternetten sütle ilgili biraz araştırma yaptım da bildiğimizin dışında aslında ne kadar faydalı bir besin olduğunu farkettim.
    Doğru beslendiğimiz takdirde süt göbek yağlarımızı eritmemizde büyük fayda sağlıyor. Cildimizin geç yıpranmasını ve yaşlanmasını sağlıyor. Kemiklere faydasını zaten bilmeyenimiz yoktur. Kalp damar sağlığımızı koruyor. Beynimizin ihtiyacı olan enerjiyi sağlıyor. Kronik bronşit ve bağırsak kanserinin önlenmesine yardımcı oluyor vs vs vs. Yıllardır M.'ye süt içmesi için yalvarır durur hatta küçük rüşvetlerle süt içirdiğim çoktur. Bu akşam Özge'nin yaptığı teklife bir kalemde tamam içelim diyen M. belki de ilk kez kendiliğinden süt içti. Tabi yanında elma toplarıyla :)
    Şimdi size yapımı çok kolay ve tadı enfes olan ayrıca kalori bakımından da bedenlerimizi üzmeyecek elma toplarımızın tarifini vermek istiyorum.

Malzemeler:
-1,5 kilo civarında orta boy büyüklükte sarı elmalar (yaklaşık 6-7 adet)
-İki paket Petibör bisküvi
- İki kaşık kadar şeker
-Yarım su bardağı dövülmüş ceviz ya da fındık (evde yoktu biz koymadık)
-Damak tadınıza göre tarçın
-Yarım-bir çay bardağı süt
-Bir paket hindistan cevizi

Yapımı:
Elmaları robottan geçirip bir tencereye alıyoruz. Üzerine iki çorba kaşığı kadar şeker serpiştirip orta ateşte suyunu salıp sonrada çekmesini bekliyoruz. Elmalar suyunu çekince tencerenin kapağını açıp serin bir yerde soğumaya bırakıyoruz.Bisküvileri derin bir kaba elimizle ezerek küçük küçük kırıyoruz. Sütümüzü ekleyip bisküvilerin sertliğini alıyoruz. Sütü kademeli olarak kullanın , malzemenin çok yumuşamasına izin vermeyin. İçine dövülmüş ceviz veya fındığımızı da ekliyoruz. Soğumuş olan elma rendemizi de kabımıza ekliyoruz. En son üzerine de tarçınımızı ekleyip bir güzel tüm malzemeleri karıştırıyoruz. Bütün malzemeler birbirine iyice karıştıktan sonra elimizle yuvarlak şekiller veriyoruz. Genişçe bir tabağa hindistan cevizini serpiştiriyoruz. Elimizdeki elma toplarını hindistan cevizinin üzerinde yuvarlıyoruz. Böylece her yeri hindistan ceviziyle kaplanmış oluyor. İşimiz bittikten sonra topları biraz sertleşmeleri için dinlendiriyoruz. Biz iki saat kadar sonra tadına bakmak için birer tane yedik. Gayet güzel olmuştu ama 3-4 saat dinlendirdiğinizde bence tadı daha güzel oluyor. Bir kupa ılık sütün yanında da enfes oluyor. Denemenizi tavsiye ederim. Afiyet olsuuun :)

29 Kasım 2014 Cumartesi

Gel Gel Cumartesi

    Herkese merhabalarr :)
    Bugün kendimi çok çok iyi hissediyorum. Öğleden sonra bir arkadaşımla gardrobundaki eksikleri gidermek için alışverişe çıktık. İlk önce Koton'a gittik. Tam yedi parça üst aldık Hepsi yeni sezondu. Aldıklarımız genelde taytlarla kombin edilecek şekilde olan tasarımlardı. Genelde salaş ve tunik tarzı çalışmış kazaklar aldık. Bir iki tanesi kumaş kalem pantolonlara uyacak kazaklardı. Hepsine toplamda 432 TL tuttu.Daha sonra Modas isimli bir mağazadan vişne çürüğü son derece kışlık derecede korunaklı ama görünümü ince olan bir tayt aldık. Tayta ödediğimiz rakam 25 TL idi. Bir de adını hatırlayamadığım bir mağazadan siyah kalem pantolon verdik,65 TL ödedik. Tek pişmanlığım aldıklarımızın fotoğrafını çekmemek oldu. Yarın arkadaşıma hepsini tek tek çekip bana yollamasını rica edeceğim. Blog dünyasında yeniyim. Acemiliklerimi buna yorun arkadaşlar olur mu?
    Alışverişimiz bittikten sonra M.'de bize katıldı ve Bolulu Hasan Ustada bir lezzet molası verdik kendimize profiterol ısmarladık.Tadı enfesti doğrusu :)

 Sonra bir anda arkadaşımın saçını boyama fikri vuku buldu bizde :) Arkadaşımın saçı daha önce kızıldı. Aylarca uğraşıp kahveye döndü üzerinede çok hafif bir ışıltı attırdı. Ancak saç bir süre sonra kızıl tarafını tekrar göstermeye başladı. Ve saçta yer yer kızıllar oldu. Bizde bunların tamamını kapatmaya karar verdiiik. Gratis'e gidip çok tatlı bir satış temsilcisinin bize yardımıyla Koleston 7.0 almaya karar verdik.
Evim çok yakın olduğu için hemen bize geçtik ve saçı boyayıp heyecanla beklemeye koyulduk. Düşündüğümüz şekilde bir renk yakalayamadık haliyle. Saçtaki çok renklilik haliyle performansı etkiledi. Koyu tabanlı saçlarda bu renk çok çok büyük bir fark yaratmıyor. Ama saçınızda renk karmaşası var ise  ve simsiyah bir saç yapmak istemiyorsanız bu renk ideal. Benden size nacizane bir tavsiye olsun :)

 Biz cumartesiyi böyle yaşadık. Şimdi de evimizde biriciğim herşeyim kızımla ve güzel Özge'mle  Kiraz Mevsimini izeleyerek devam ediyoruz cumartesimize. Allah ağzımızın tadını hiç mi hiç bozmasın. 
Hepinize musmutlu akşamlaar :)

28 Kasım 2014 Cuma

Bir Akşam Ziyafeti :)

      Hepinize merhabalarr... Bir süredir işlerimin yoğunluğu nedeni ile ilgilenemedim sayfamla ama bundan sonra artık heeep buralarda olacağım. Son 15 gündür kızımın sınavları nedeniyle kendimizi kampa almıştık. Çok şükür sınavlar bitti biraz stresimiz azalır demeye kalmadan hoop ikinci sınavlar başladı. Pazartesi matematik sınavıyla açılışı yapacağız arkadaşlar..Off yazarken bile içim şişti. Çok şükür ilk sınav notları özellikle sayısallar çok çok iyi en düşük sayısal notu 86. Ama gel gelelim sözel dersler orta şekerli. 51 ile 73 arası değişen notları var bizimkinin. Geçen hafta katıldığım veli toplantısında kızım için hocaların söylediği ortak cümle "M. sayısalcı olacak, görünen durum bu" şeklinde oldu. Bir yandan sevindim bir yandan telaşlandım. Çünkü sayısal denen dünya sürekli otokontrol gerektiren ve kendini sürekli yenilemen ilerletmen gereken bir dünya. Eğer M. bu konuda istikrarlı olursa no problem. Fakaaat tökezlerse işte o zaman hapı yuttuğumuzun resmidir. Sözel dersler içinse çok çok kitap okumasını tavsiye etti hocalar. Kitap okuyan ancak sadece gotik edebiyatı denen değişik ve benim hiç mi hiç haz etmediğim kitaplar okuyan bir kızım var. O tarz kitaplar edebi duruştan uzakmış gibi geliyor bana. Bu ön yargımı yıkmak için önümüzdeki hafta kızımın okuduğu kitaplardan birini okumayı düşünüyorum.
      İlk sınavlar bittiğinde sevdiğimiz arkadaşlarımızla kendimize bir güzel balık ziyafeti çektik. Alabalık ve çupra ziyafeti :) . Balıkları hazırladıktan sonra fotoğrafını çektim ama fırından çıkardıktan sonra gözümüzün dönmüşlüğünden olsa gerek fotoğraflamayı unutmuşum :( . Alabalıklar Kahramanmaraş Elbistan tarafından bir alabalık tesislerinden geldi. Diğerleri ise balıkçıdan takviye olarak alındı. Çupra neyse de alabalıkların tadının dille izahı yoktu :))) Neyse daha fazla uzatmadan tarife geçeyim en iyisi ben. 
Sosu İçin : Yarım demet dere otu, bir kaç diş sarımsak, zeytin yağ,tuz,bir limon,bir kaşık dometes salçası. Dere otunu ince ince kıyıyoruz, sarımsakları eziyoruz. Limonu sıkıyoruz. Zeytinyağı,limon ve sarımsakları karıştırıp iyice özleştiriyoruz. Salçayı ekleyip karışıma iyice yediriyoruz. Gerek görürsek yarım-bir çay bardağı kadar su ekliyoruz. Tuz ve dere otunu da ekleyip sosu bir kaç kez karıştırıp kenara alıp dinlendiriyoruz. 
Eklenecek Malzemeler: Bir adet domates. Bir kaç diş sarımsak, Defne yaprağı. İsteğe göre biber,limon dilimi,kuru soğan.(Bu üç malzemeyi ben kullanmadım. Sarımsak tercih ettim.Limon sosta olduğu için ekstradan koymadım. Biber de evde yoktu :))
Yapılışı:Balıklarımızı fırın tepsimize diziyoruz. Eklenecek malzemelerimizi tepsimize balıklarımızın arasına diziyoruz. Defne yapraklarını tepsimize serpiştirip ,sosumuzu yemeğimizin üzerine döküp iyice, sosu iyice yemesi için tepsimizi 10 dk kadar bekletiyoruz. Fırına vermeden önce zar şeklinde bir kaç parça tereyağını da balıkların üzerine ekliyoruz. Önceden ısıtılmış fırında 200 derecede pişiriyoruz. Pişirme süresini hatırlayamadım.Hiç dikkat etmedim daha doğrusu. 
Sonra yanına bir güzel kaşık salata, turşu, kuru soğan,şalgam ve pide eşliğinde sofra kurup balıkları afiyetle midemize indiriyoruz. Hepimize afiyet olsun :)

16 Ekim 2014 Perşembe

Gecikmiş Bir Yazı

   Son 20-25 gündür yaşadıklarımdan dolayı bir türlü elimi atamadığım güzel sayfam ben geldim. Bu arada herkesin geçmiş Kurban Bayramı kutlu olsun. Neredeyse 1 aydır sesim çıkmıyor. Korkulu,bol dualı,bol şükürlü,gözyaşı dolu,uykusuz günler atlattım arkadaşlar. Sebebi mi? Aşağıda..
   Bir akşam yatağa girmeden önce tesadüf eseri göğsümde bir sertlik hissettim. Hemen banyoya koşup emin olmak için tekrar kontrol ettim. Evet göğsümde bir sertlik vardı!Vücudumu  bir sıcaklık bastı, bir panik ve bu nedir nereden çıktı şimdi sorularıyla baş başa kaldım. Sabaha kadar toplam ya 2 ya 3 saat uyudum sürekli kötü bir şey çıkmaması için, çocuğumu büyütebilecek ve onun ayaklarının üzerinde durmasını sağlayacak kadar yaşamam gerektiğini söyleyip durup dua ettim. Sabah Ortadoğu Hastanesinden Dr. Mehmet Bayrak'tan randevu aldım ve gittim.Durumu anlattım ve beni muayene etti. Ultrasound ve mamografi istedi. Panik halimi görünce de "ben kötü bir şey olduğunu sanmıyorum,sakin ol büyük ihtimal basit bir şey çıkacak ön muayenede bunları az çok tahmin ederiz" dedi. Sonra bütün işlemleri -şansımdan olsa gerek her iki işlemde de doğru dürüst sıra beklemedim- bitirip sonuçları 1 saat sonra alıp tekrar doktorun yanına gittim. Korkulacak bir şey olmadığını anlattı. "Doktor Bey bu  gece rahat uyuyabilir miyim?" şeklindeki soruma "hadi biyopsi yaptıralım kafamızda bir şey kalmasın" diye cevap verdi. Biyopsim aynı gün içinde yapıldı. Sonuçları 1 hafta sonra aldım. Koştur koştur elimde sonuçlar doktora gittim. sonuçlarıma baktı "gözümüz aydın korkulacak bir şey yok 4 ayda bir kontrole geleceksin takip edeceğiz"dedi ve ben neredeyse sevinçten ağlıyordum. İnsanın daha ne olduğunu bile  bilmediği ama ya kötü bir şey varsa diye kafasında sorularla gezmesi kadar kötü bir şey yokmuş anladım. Meme muayenesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Her ay düzenli olarak kendimi kontrol etmenin faydasını gördüm. Allah kimseyi sağlığıyla sınamasın.
   Siz siz olun kendinize her daim ve daima dikkat edin.
Sağlıcakla kalın


17 Eylül 2014 Çarşamba

Dişçi Korkusu,Okul Hazırlığı,Soğuk Algınlığı,Çorba

    Geçtiğimiz hafta kızımın anne dişim demesi üzerine soluğu diş hekimimizin yanında aldık. Dişlerden birinin çürüdüğü ve dolgu yapılması gerektiğini söyledi doktor. Bende hazır gitmişken yapalım deyince muayenehanede kızılca kıyamet koptu. "Doktor amca dişlerimi günde 5 kez fırçalasam iyileşmez mi?Doktor amca ben ne kadar tatlı bir çocuğum bana nasıl kıyarsın?Doktor amca o iğneyi vurmasan olmaz mı?" vs vs sorularıyla başlayıp iğne vurulurken bas bas bağıran (ki ağzı açıkken nasıl yaptı anlamadım) iğneden sonrada doktora seni iki tane görüyorum diyen küçük hanım bizi hem korkuttu hem güldürdü. İşlemimiz bittiğinde sanırım en çok diş hekimi sevindi :) Gözümüz aydın bitti M. Hanım deyince bizimki koltuktan resmen zıpladı :) Bunu da böyle atlattıktan sonra okul hazırlıklarımıza kaldığımız yerden devam ettik. Çok şükür her şeyimiz planlı ve istediğimiz şekilde oldu. 
    Okullar açılalı henüz üç gün oldu ve tahminimce öğrenci olan her evde bizdeki gibi bir "harala gürele" durumu mevcuttur. Pazar günümüzü oda temizliği ,hafta içine menü hazırlığı,kuaför ziyareti,anne kız kahve keyfi,Atatürk Parkında yürüyüş keyfi vs vs şeklinde geçirdik. Ancak nasıl bir şanstır ki pazar akşamı hafif hafif kendini gösteren ve pazartesi "BEN GELDİİM" diyen bir soğuk algınlığı ile karşı karşıyayız. Pazartesinden beri soğuk algınlığı için hafif bir ilaç veriyorum kızıma,her sabah portakal sıkıyorum ve her güne özel çorba yapıyorum. Bugünkü çorbamız yayla çorbası. Sabah erkenden yapıp üşenmeden fotoğrafını de çekip öyle çıktım evden. Bir çoğunuz biliyordur ama ben yine de tarifini paylaşmak istiyorum.

- 1,5 çay bardağı yıkanmış pirinç
-4 su bardağı su (et ya da tavuk suyu mutlaka ilave edin.)
-1 adet yumurta
-2 yemek kaşığı un
-2 su bardağı yoğurt (biraz sulu olursa daha iyi)
-Damak tadınız kadar tuz,nane,yağ

Pirinci 4 su bardağı su ile ocağa koyun, derin bir kapta yumurta,un,tuz ve yoğurdu pürüzsüz bir kıvam elde edinceye kadar karıştırın. (ben mikserle çırpıyorum kolay oluyor) Ocakta kaynattığımız pirincin suyundan bir kepçe kadar alıp yaptığımız yoğurtlu terbiyenin içine koyalım, böylece terbiyeyle pirinci buluştururken kesilme,ekşime gibi bir durumla karşılaşma ihtimalimiz azalır. Kaynayan pirincin altını kısıp yoğurtlu terbiyeyi karıştırarak kaynayan pirince ekleyelim. Sürekli karıştırarak dibinin tutmasını engelleyelim. Bir taşım kaynattıktan sonra bir tavada yağla naneyi kızdırıp çorbamızın üzerine dökelim. Ben biraz pul biber de ekledim küçük hanım seviyor çünkü. Yağ, nane ikilisini çorbaya güzelce yedirip bir kaç dakika daha kaynatıp altını kapatalım. Afiyet Olsuuunnn :) 

    
       

9 Eylül 2014 Salı

Kızıma Kavuştum !!!

    Canımın içi, evimin neşesi dün gece Adana'ya döndü. Beni gördüğüne mutlu ama tatilin bittiğine üzgündü. Uçağı 1-1,5 saat civarı rötar yaptı. Bilgi almak için THY'nı aradığımda müşteri temsilcisi söylediğim saatte bu rotasyonda bir uçuşları olmadığını belirtti. Benim o anki halimi düşünebiliyor musunuz?? Çocuğa yanlış bilet kestirmiş olabilir miyim (bu kadar salak mıyım) şüphesinden tutun,bu ne diyor bileti bize THY değil uzaylılar mı sattıya kadar gitti geldi kafam. Sonra soru şeklimi değiştirip "Bu akşam İstanbul - Adana uçuş saatlerinizi söyler misiniz?" dediğimde, o saatte uçuş olmadığını söylediği sefer için rötarlı demez mi?!?! Resmen çıldırdım. Bu görüşmeden öncede kızım telefonda "Anne  uçak gecikmeli kalkacak ayrıca kapı da değişti kapıyı arıyorum" deyince ayrıca bir baygınlık geçiriyordum. THY'ye çok kızgınım. Refakatsiz çocuk yolcu yaşı üst limiti 11. Yani çocuk 12-13 ... oldu mu büyümüş sayılıyor. Benim kızım 13 yaşında; yerine göre kocaman ama böyle bir durumda küçücük bir çocuk!Bu yaş sınırını hiç doğru bulmuyorum. Neyse sonuçta kavuştum ya bi'taneme önemli olan bu :) 
    Kızımın uçağı geç bir saatte olduğu için eve gitmek yerine bir yerde birşeyler atıştırıp havaalanına gitmeyi uygun buldum ve daha önce hiç gitmediğim Turgut Özal Bulvarında Koray Ocakbaşı isimli bir mekana gittim. Mekan son derece hoşuma gitti. Özellikle yediğim kuş başına bayıldım. Bir porsiyonla iki kişi bile rahatlıkla doyar. Biz iki arkadaştık ve söylediğimiz iki porsiyon kuş başı bize fazla geldi. Yanında kaşık salata, soğan salatası,iki çeşit meze ve yeşilliğiyle sofra gayet güzel ve bereketliydi. Ayrıca çalışanların ilgisi ve mekan sahibinin gelen müşterileri bir misafir gibi karşılaması çok hoşumuza gitti. Bundan sonra yeni bir mekanımız daha oldu. Denemenizi tavsiye ederim. Mekanla ilgili internetten bulduğum bir kaç fotoğrafı sizinle paylaşayım istedim. Görüşmek üzere 



8 Eylül 2014 Pazartesi

Sağlıklı,İyi,Mutlu,Şanslı Haftalar :)

   
Bu hafta sağlığınız yerinde olsun ki kendinizi iyi hissedesiniz. İyi olun ki mutluluk saçın. Pozitif enerjiniz sayesinde şans meleği sürekli omuzlarınızda olsun. 
  

  Bu hafta sonu kızımın henüz gelmemiş olmasını fırsat bilerek "okul temizliği" yaptım.Okul temizliği bizim evde okul dönemi başında ve sonunda yapılır. Verilecek ders kitapları ayrılır,okunmuş roman vs kitapları kitaplığın daha üst raflarına kaldırılır. Eski döneme ait notlar ıvır zıvırlar atılır . Yeni ders kitaplarına yer açılır falan filan. 




    Okul temizliğinin üstüne bir de ev temizliğini ekledim evim kızımın gelişine hazır misler gibi oldu :). Öğleden sonra mis gibi türk kahvesi eşliğinde kitabımı aldım elime çok güzel saatler geçirdim kendi kendime. Oturduğum apartmanın yan tarafında bir binayı yıkıyorlar yerine yenisi yapılacak sanırım. Pazar sabah 7'de başladılar gece hala devam ediyorlardı. Tatil günü gürültülerini geçtim her yer toz toprak içinde bizim sokakta. Benim gibi temizlik yapanlar ise serinlemiş Adana havasının tadını çıkarmak yerine kapıyı pencereyi kapatıp klimaya mahkum oldular (hoş kimse açamadı kapı pencere). Acaba bu kadar mahalle arasında bir binayı yıkarken bu toz toprak kirliliğini en aza indirecek bir yöntem yok mu? Bir de bu eski binaları yıkarken acaba bizim binalar bundan zarar görür mü? İnşallah her ayrıntıyı düşünmüştür müteahhit. 
    Bazen pazar gününü evde geçirmek bana çok iyi geliyor. Kendi kendimle kalıp evime doyuyorum resmen :). Konudan konuya atlıyor gibiyim ama yazmadan duramayacağım; dün kendime balık salata ziyafeti çektim. salatam ise ne roka ne domates salatasıydı. Deniz börülcesi salatası yaptım, aslında mezede denebilir. Adanalıların pek bilmediği alışık olmadığı bir besin. Fakat mayhoş tadıyla midelerde taht kuracak bir salata.Kesinlikle deneyin derim. Aşağıdaki fotoğraf internetten alıntıdır. fotoğrafını çekmeyi unuttum. Bir dahakine inşallah. Yapımı da çok basit. Bir tencere su kaynatıyorsunuz, börülceyi kaynayan suya atıp rengi değişince tencereden çıkarıp soğuk suya koyun elle tutulabilir hale geldiğinde saplarından sıyırın üzerine 2-3 diş sarmısak,biraz limon,biraz sirke zeytinyağı,damak tadına göre tuz ekleyin ve sarsmadan karıştırıp buzdolabında buzz gibi olmasını bekleyin. Sonra mı? Sonra afiyet olsun :) 


    Şimdilik benden bu kadar herkese kolay gelsin :) 

6 Eylül 2014 Cumartesi

Kahvaltı Candır :)


   Günün en önemli öğünü bence. En gereksizi de akşam öğünü sanırsam, yani en azından benim için öyle. Kahvaltısı güzel olanın günü de güzel geçer diye bir hurafem var yıllardır içimde.Deli miyim neyim :)
     Bu masa geçen günlerden bir görüntüydü. Yaklaşık 1 aydır cumartesileri çalışmıyorduk. Bu hafta tekrar çalışmaya başladık. Haliyle cumartesi günleri böyle bir kahvaltı masası hayal oldu o yüzden ne diyoruz yaşasın pazarlar! :) 
       

5 Eylül 2014 Cuma

Adana'da Bir Hafta Sonu

   Adana'yı bilenler bilir haftasonları için Adana'da alternatif çoktur. Biraz deniz havası 30 dk uzağımızda,biraz dağ havası 40 dk mesafemizdedir. Tarih solumak için çok uzağa gitmeye gerek yoktur şehrin etrafında bool bool kale vardır gezilecek.
  Güzel şehrimizden bir kaç görüntü paylaşayım istedim bugün. Belki komşu şehirlerden şehrimize bir ziyarete vesile olurum  yada kentte olup ne yapabilirim diye düşünenler için bir fikir oluşturabilir bu fotoğraflar..




4 Eylül 2014 Perşembe

Okul Hazırlığı

   Daha düne kadar ne kadar küçücük dediğim kızım 9. sınıfa geçti. Bir TEOG zede olarak yerleştirildiği okul yerine özel okul tercih ettik.
   Küçük hanım henüz tatiline devam ettiği için okulla ilgili hiç bir hazırlığımız yok. Ama okul hazırlığı ile ilgili yılların vermiş olduğu deneyimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
  Çocuğunuz okula yeni başlamıyorsa önceki yıllardan kalan ve bu yılda da kullanabileceğimiz defter , kalem, kalemlik,çanta,resim araç gereçlerini gözden geçirin ve sağlamları bu yıl da kullanmak üzere ayırın. Önceki yıllardan kalmış ve sadece kitaplıkta yer kaplayan ıvır zıvırlardan kurtulun. Okul çantasını,kalemliğini yıkayıp ak pak hale getirin. Çocuğunuzun odasında uygun bir duvara not panosu asın.Çalışma masasının çekmecelerini ve masayı yeni sezona hazır hale getirin. Almanız gerekenlerin listesini panoya da asın ki listeden aldıklarınızı oradan da işaretleyip eksiklerinizi rahatça kontrol edebilirsiniz. Odanın şeklini değiştirme ihtimaliniz ve imkanınız var ise mutlaka yapın çocuklara heyecan ve motivasyon katıyor. Bir ara renkli şekilli kartonlar kesip kartonların üzerine kızımı motive edici kelimeler,cümleler yazıp odasının duvarlarını süslemiştim (bu sene tekrar yapacağım). Çok hoşuna gitmiş üstelik işe de yaramıştır. Deneyebilirsiniz. Birde duvarda yada bir dolap üstünde asılı olması gereken en önemli şey haftalık ders programı ve sınav tarihleri çizelgesi. Her sene buna ayrı bir önem veriyordum ama bu sene gerekirse neon ışıklarla süsleyeceğim o çizelgeleri. Yeni ders yılı için kitap defter kaplamaya hazır olun ve bu işi kesinlikle atlamayın - üşenmeyin, yıl boyu defter kitaplar tertemiz kalıyor. Artık okullar ihtiyaç listesi hazırlıyor, kesinlikle göz atmadan alışveriş yapmayın. Eminim ki evinizde istenilenlerin bir kısmı mutlaka vardır. Daha okullar bile başlamadan kesinlikle test kitabı,konu anlatımlı soru bankası,yardımcı kitaplar vesaire falan almayın; bu kitapları hocaları ile konuşup onların yönlendirmeleriyle almak daha mantıklı ayrıca zaten hepimiz bir yaz boyunca her gün çözmeleri için önlerine bu tür bir kitap koyduk, çocukları bu kadar yarış atı kıvamında yaşatmayalım. Bizim odamızın her bir yanı kızımın fotoğrafları ile dolu. Çocuğun kendi odasını, kendi odası- kendi dünyası gibi hissetmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Poster şeklinde bile fotoğrafı var küçük hanımın :). 
Şimdilik aklıma gelen bunlar.Yeni okul yılı hepimize hayırlı olsun şimdiden :)










21 Ağustos 2014 Perşembe

Ve Tanrı Kadını İş Hayatına Attı!!!

        Günaydın herkese! Bayılıyorum perşembe günlerine, bana hafta sonunun geldiğini haber veriyor :)
Eğitim ve öğretim hayatım ile ilgili tüm münasebetim bittikten sonra kendimi atmamak için direndiğim ama kaçınılmaz son olan "iş hayatı" tabi ki beni de buldu.Yaklaşık 10-12 yıldır çalışıyorum ve hala doğru dürüst bir faydasını göremedim :).Hep yetmeyen bir maaşım ve 10 senede iki kere denk geldiğim yıllık iznim oldu :).
Amaaan neyse ; hanımlar sizlere bir kaç şirket profili çizeceğim; iş hayatına atılacak hemcinslerimiz için fikir oluşturur diye düşündüm. 
        

Ataerkil bir şirkette çalışmak: Evde erkek baskınlığı ayarıyla büyümemiş,öyle bir çeşit sevgili yapmamış bir kadın için ben nereye düştüm modeli olma yolunda atılmış en büyük adım. Çözüm ya hemen istifa etmek ya da ben de varım hoop noluyo deyip yola devam etmek ve şirkette olumlu değişimlere sebep olmak.
Kocaman olan ama kurumsallığın kelime anlamını dahi bilmeyen bir şirkette çalışmak:Buna yapacak bir şey yok canım hemen istifa et, yok edemiyorsan iş bulana kadar çalışman lazımsa buna da yapacak bir şey yok.Bir an önce iş bulmaya bak.
Esnaf zihniyetiyle iş yapan bir şirkette çalışmak: Bak güzelim esnafın durumu ortada hepsi kan ağlıyor hiç zorlamayalım istersen ne maaşın çok iyi olur ne de özlük hakların. Anladın sen beni.
Kendi işini yapmak:Riskli ama hayatta bir kez denenecekler listesinde kesinlikle bulunmalı.
Küçük ama hakkaniyetli bir şirkette çalışmak:Çalışılabilir hakkını alırsın korkma
Birden fazla işletmesi olan bir şirkette çalışmak:Hem risklidir hemde güzel.Risklidir işten ayrılırsan diğer işletmelerin kapıları da otomatik olarak kapanmış olur, güzeldir işletmeler arası transferin olabilir daha iyi şartlarla yada istediğin koşullarda. 
İçi dışı bir her şeyi kurumsal bir şirkette çalışmak:Sakın istifa etme,rakiplerine dikkat et, kendini bol bol geliştir, güzelleştir ve buradan emekli ol mümkünse!
Devlet memuru olmak:Olamadım ya ben ona yanıyorum :|



20 Ağustos 2014 Çarşamba

Bekar Anne Olmak..

         
           Kızıma hamileyken sürekli dua ederdim: "Allah'ım lütfen beni çok sevsin yavrum" derdim hep. Dünyaya geldiği gün sevinç,telaş,merak,hüzün,kaçış planları vs vs duyguların tortop olduğu bir duygu harmanı fırtınasına yakalanmıştım :) . Günler süren bu harman zamanla yerini bir dinginliğe ve "anne olmanın verdiği keyf"e bıraktı. Bazen öyle diyaloglar yaşadık ki "bu anı hiç unutmamalıyım" diye hafızama kazıdığım oldu. Gün geldi, biz 3 iken 2 olduk ve kızımla devam ettik hayat yolculuğumuza... Asla sorgulamadım,isyan etmedim sadece korktum... Tek başıma yapabilir miyim oldu korkum...Kör- topal- tombalak yıllar geçti ve M. artık 13 yaşında...Tek başıma yapabiliyormuşum öğrendim...
              Artık bir genç kız var karşımda duran. Ve ben artık daha da güçlü olduğumu hissediyorum. Küçüğüm ergenliğe giriyor,büyüyor diye evet tatlı bir telaş bir yandan da hafif bir gerginlik duymuyor değilim içimde...Yine de ben artık daha güçlü olduğumu hissediyorum...Hep arkanda olacağım yavrum diyorum.... Hep arkanda olacağım ki nasıl yol aldığını göreceğim...Hep arkanda olacağım ki yorulduğunda yaslanacağın omuz olacağım...Hep arkanda olacağım ki tökezlediğinde tutabileceğim seni...
               Bekar anne olmak zor hem de çok zor. Zor olduğu kadar da güzel...İki kişilik dünyanızın patronu da işçisi de sizsiniz bir kere...Daha tedbirlisiniz hayat karşı ama kaçarak da yaşamıyorsunuz. İyi ve kötü günlerinizde ne kadar doğru dostlar edindiğinizi görebiliyorsunuz...Ve ilginçtir çocuğunuzu daha çok seviyorsunuz....Dünyevi işlerde biraz zorlanıyorsunuz belki ama güzel günlere değişmiyorsunuz hiç bir şeyi... Tüm maddi manevi yorgunluğunuzu bir gülücükle unutmanız daha kolay oluyor...Özel günleriniz daha özel oluyor iki kişilik dünyanızda...Her şey daha özenli oluyor kısacası her şey daha narin daha nazik...
               Bekar anne olmak zor evet ama her şeye rağmen ANNE olmak çok güzel...


30 Haziran 2014 Pazartesi

Merhaba ;
           Çok uzun süredir içimden geçen ama bir türlü cesaret edemediğim, belki de tembellik ettiğim, ya da başka sebeplerden dolayı yapamadığım şeyi işte şimdi yaptım! Benim de artık paylaşmak istediklerimi paylaşacağım bir alanım var. Dert dinleyip derdimi anlatacağım bir mekanım var artık :). Hayat bize neler vermiş bizden neler almış anlatacağım,soracağım,dinleyeceğim bir yerim var. Güleceğım yeri gelip ağlayacağım ; bunların hepsi burada olacak ... 
Buralardayım beni unutmayın olur mu?